03 Mayıs 2020, 18:17 tarihinde eklendi

3 Mayıs Basın Özgürlüğü ve Atatürk'ün Demokrasi Dersleri

3 Mayıs Basın Özgürlüğü ve Atatürk'ün Demokrasi Dersleri

Atatürk, hoşgörü konusunda diyor ki: "Türkiye'de hiçbir kimse, düşüncelerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışmaz. Hoşgörü o kimsede vardır ki, yurttaşının ya da herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiçbir kin duymaz; tersine saygı gösterir."

Atatürk'ün 1930 yılında kendisinin yazdığı, fakat Afet İnan'ın adıyla yayımlanmasını uygun bulduğu "Vatandaş İçin Medeni Bilgiler" adlı kitap, o dönem liselerde ders kitabı olarak okutulmuştur. Bu kitabında Atatürk, önce demokrasinin temeli olan laik dünya, toplum ve insan anlayışını açıklamaktadır. İkinci olarak, yurttaş hak ve özgürlüklerini tanıtmakta, meşruluk ilkesini vurgulamaktadır. Sonra da devletin görevleri konusunu, kendi deyişi ile "demokrasinin belirgin niteliklerini göz önünde tutarak" incelemekte, bu konudaki görüşlerini kapitalizmin de, sosyalizmin de özgür düşünceli bir eleştirisi üzerine kurmaktadır. 

Kamuoyu ve Basın Özgürlüğü

"Ulusal egemenlik ilkesine dayalı bir hükümette kamuoyu büyük rol oynar. Basın ve toplanma özgürlükleri olmadan ve kamuya ilişkin işler üzerine geniş bir eleştiri alanı bırakılmadan kamuoyu görevini yerine getiremez.. Hükümet tutum ve davranışlarını düzenlemek için kamuoyuna önem verince, kamuoyu örgütlenir. Kamuoyunun her zaman yararlanılabilecek, hazır bir durumda bulunabilmesi, onun bir örgütünün bulunmasıyla olanaklıdır. Bu örgüt, özgür eleştiri ve tartışma alanıdır. Bu ise basının çabası ve kamu yararının her gün yeniden yeniye tartışılmasıyla olur.

Ayrıca bilinmesi gerekir ki, gazeteler okul kitapları değildir. Aşağı insanların parayla yaptırdıkları basın mücadeleleri vardır. Basının ve dahası düşünce derneklerinin ulusal hükümetin etkisinden kurtularak siyasal ya da iktisadi gizli amaçlara araç olmasından korkulur. Basının para ile satın alınabilmesi, uluslararası yüksek para çevrelerinin basın üzerinde etkisi ya da yalnızca yabancı devletlerin, örtülü ödeneklerinin etkisi, işte bunların kamuoyunu aldatıp, bozmasından korkulur.

Ama özgürlükten çıkarılan bu kötülükler hiç de çaresiz değildir. Önce basın özgürlüğüne meşru bir sınır çizilir. İkinci olarak gazeteler özel bir örgüt oluşturarak bununla kendi üzerlerinde ahlaki bir etkide bulunurlar... Halk birçok gazeteyi okumaya ve onların birbirleriyle denetlemeye ve gazeteci yalanlarına inanmamaya alışır... Basın özgürlüğünden doğacak sakıncaları giderme aracı, yine basın özgürlüğünün kendisidir"

 

 

Prof. Dr Özer Ozankaya'nın 18.11.1984 tarihli köşe yazısından (Cumhuriyet)

 

 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *