23 Ocak 2021, 13:53 tarihinde eklendi

Arşivden: Mübeccel İzmirli'den Gülten Akın'a Beş Soru

Arşivden: Mübeccel İzmirli'den Gülten Akın'a Beş Soru

Türk şiirinin en önemli kadın şairlerinden Gülten Akın 88 yaşında. Usta şairinin doğum günü vesilesiyle arşivden bir röportajı, siz SanatEki okuyucuları ile paylaşıyoruz. 

Röportaj: Mübeccel İzmirli (1968)

Kadın olmak, yazarın ya da ozanın işini kolaylaştırıyor mu?

Başkasını bilmem ya, ben kendisine kolaylık gösterilen bir kadın yazar olmadım. Güçlüklerinse pek farkına varamadım. Safçayımdır biraz.

Şaka bir yana, sizin başka bir işiniz yok mu tanrı adına?

Türk toplumunda kadının en önemli sorunu sizce nedir, kadın yazar ve ozanlar böyle bir soruyla yeterince ilgilenmişler midir, başarı ya da başarısızlık nedenleri?

Olanı mı soruyorsunuz, olması gerekeni mi? Olan şu: Kadın “yüksek toplum”dansa en önemli sorunu incik cıncık, çala çaput. Ötekindense, kara kazana girecek et ile dert. Kadının, olması gerken sorunları ise, bizler, yani kendilerini sınıflar üstü sayanlarca yaratılmaya, sıraya dizilmeye çalışılmaktır. Bu çabanın kendisi de konusu da bence “bilinçsizlik”tir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında gerek ciddi, gerekse duygucu roman alanlarında küçümsenmeyecek sayıda olan kadın romancıların son yıllarda her iki alanda da yetişmez olmasını neye bağlıyorsunuz?

Cumhuriyet başında Halide Edip hanımefendi’den başka kim vardı ciddi romancı, hatırlayamadım. Aslında onun ki de, üstünde tartışılabilir bir ciddiyettir. Bugün bir Afet Muhteremoğlu, hele hele bir Nezihe Meriç’in ondan çok daha fazla bilinçli bir “ciddiyet”leri vardır. Duygucu dedikleriniz o gün de bugün de yazıp gidiyorlar. Sayıları bir eksik bir fazla olmuş ne çıkar. Bu ayrım pek iyi bir ayrım değil aslında. Yoksa ben mi anlamadım. Ciddi ya da duygucu muradınız nedir?

Toplumumuzda şehirli köylü karşıtlığının kadınlar arasında özellikle keskin olduğu söylenebilir mi, kendini batılı sanan şehirli Türk kadınının nitelikleri sizce nelerdir, köylerin şehirleşmesiyle aynı niteliklerin köy ve kasaba kadınlarına yayılması sizce iyi mi olacaktır, kötü mü?

Toplumda sınıflar şehirli köylü diye ayrılmaz bilirsiniz. Bu ayrım gerçektir ama bu soruda yeri yoktur. Kentte de köyde de aynı niteliği taşıyan kadınlar vardır. Kadınlar vardır, köyde de kentte de ezilirler. Kadınlar vardır, köyde de kentte de ezen sınıftandırlar. Nitelikleri, artık gazetelerde her gün yazılmaktadır. Erkekleri neyse, kadınları odur.

Köylerin şehirleşmesi diye bir konu yok. Üzmeyin tatlı canınızı. Olsa olsa bir sosyalist düzen düşünülebilir ki o zaman da köylü ve kentli, kadın ve erkek bugünkü nitelikleriyle ortadan kalkar onurlu bir yaşama biçimine girilir.

Flört serbestliği ve bekâret duvarı arasında kalan Türk kadınının cinsel bir bunalım içinde olduğu öne sürülebilir mi, cinsel ilişkilerin her türlüsünde, kadın yazar ve ozan sizce ne gibi bir tavır takınmalıdır?

“Flört serbestliği” ile “Bekâret duvarı” arasında kalan kim? Flört serbestliği nerde, bekâret duvarı nerde? Birinci ne kentte var, ne köyde. İkinci ise, bizim buralarda pek erken yıkılıyor. Bunalmaya vakit kalmadan.

Bu kadar yok içinde, gerçekçi bir kadın yazara bu konuda oturup ağlamak kalır. Bence en iyisi de bu.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *