11 Temmuz 2020, 22:45 tarihinde eklendi

Bedrettin Cömert'in bir mektubu; Hasan Hüseyin anlatıyor

Bedrettin Cömert'in bir mektubu; Hasan Hüseyin anlatıyor
Bedrettin Cömert, yazları, Hacettepe Üniversitesi’nin dinlenme yeri olan İnkum’a gitmeyi severdi; “rahat ve ekonomik”derdi İnkum için. “Dinleniyorum, okuyorum ve hattâ yazabiliyorum” derdi. Dosyaları arasında, İnkum’da yazılmış yazılar, notlar geçti elime. 1977 temmuzunun 20’sinden sonra yazdığını sandığım yarım sayfalık bir izleniminde şöyle diyordu:
 
 
“Güzel günleri özlemekten bile korkar olduk. Umduğumuz her şeyin daha gerçekleşmeden olmadık pisliklerde yitip gitmesini sık sık gördükten bu yana, özlem ve umuda, görkemli bir kelebek gibi bakar olduk. Çok beklediğimiz bir şeyin gerçekleşmesi olduğundan görkemli, ama düşüncemizde bile üstüne fazla düşünce hemen ufalanıveren bir kelebek gibi görkemli bir kelebek oldu güzel günler. İlkesizlik, kaypaklık, iğrençlik, kötülük, çirkeflik panayırında yaşıyoruz sanki. Gazeteler, her sabah, kucak kucak çöp yığıyor gönlümüze. Güvenerek insan diyebileceğimiz o kadar az kişi kaldı ki. Herkes her şeyini çekinmeden satıyor. Herkes her şeyi piyasa ölçütlerine göre görüyor. Satışa çıkmadık bir onurumuz bile kalmadı. Ezilen halk olmanın bilinçli ezikliği ve karşı konmaz umarsızlığını hergün daha çok büyütüyoruz. Ellerime tükürüyor bir suratsız, bir satılmış, bir ahlâksız, bir halk düşmanı. Yemeğimi kirletiyor kursağını para diye kanla doldurmuş us düşmanı. Artık bekliyemiyoruz. Beklemek ne umud ne de özlem oluyor. Antenlere koca bir ulusun öğürtüsü çarpıyor durmadan. Neden bu yenilmişlik ve korku? Ne zaman eşit olacak silahlar? Hiç bir düşünce hiç bir tat vermiyor ağzımıza. Kime inanacağımızı şaşırdık. Doğruyu söyleyenlerin doğruyu dile getirdiklerini bildiğimiz halde, usun ve onurun lekeli bir çarşaf gibi çiğnendiği bu dönemde, hergün bir kez midemiz kalkıyor.”
 
1977 temmuzunda bunları yazan adam, bir yıl sonra, 1978 temmuzunun 11’inde, sabahın en güzel saatinde, arabasının içinde, karısının yanında, kahpeliğin, kalleşliğin, iğrençliğin,alçaklığın, çirkefliğin, insan ve halk düşmanlığının, yani faşizmin tabancalı eli tarafından vurulup öldürülüyor!... “ilkesizlik, kaypaklık, iğrençlik, kötülük, çirkeflik panayırında yaşıyoruz sanki.”
 
 
Ne demişti Varlık dergisinin 1 Nisan 1961 sayısında çıkan “Sonuçsuz”adlı şiirinde?
“Yeter ki ölümüm gürültülü olsun” mu demişti?
 
Evet, gürültülü oldu. Onbinler, faşizme yumruk kaldırarak yürüdü cenaze töreninde. Ama neye yarar! Meyvaya durmuş ağaç Temmuz tozlarına yıkılmıştı bir kez, kanlar içinde!...
 
Bizler onun yüzünü ve kişiliğini yakından tanıyan bizler de çekip gideceğiz birgün; fakat onun yapıtları, kuşaklar boyunca yaşayacak. Buna inanıyorum ben!...
 
Hasan Hüseyin, Ankara, Mart 1979
 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *