03 Nisan 2021, 11:04 tarihinde eklendi

Elçin Poyrazlar: Öldürülen kadınların metinlerde yaşamasını istiyorum

Elçin Poyrazlar: Öldürülen kadınların metinlerde yaşamasını istiyorum

Elçin Poyrazlar: Öldürülen kadınların metinlerde yaşamasını istiyorum.

Elçin Poyrazlar yerli polisiyede okurlar tarafından ilgiyle takip edilen bir yazar. Gazetecinin Ölümü, Kara Muska, Mantolu Kadın isimli polisiye romanlarının ardından Ecel Çiçekleri de Şubat ayında okurlarla buluştu. Doğan Kitap’ın yayımladığı Ecel Çiçekleri, iki kadın kahramanın nefes kesen intikam macerasını anlatıyor.

Gazeteci ve yazar Poyrazlar ile Sanat Eki için polisiye edebiyat, adalet, vahşet ve kadın cinayetleri üstünden hoş bir söyleşi gerçekleştirdik.

Röportaj: Ergül Tosun, Fotoğraf: Vedat Arık


Gazetecinin Ölümü, Kara Muska, Mantolu Kadın romanlarından sonra Ecel Çiçekleri ile okuyucularınıza tekrar merhaba diyorsunuz. Ecel Çiçekleri nasıl ortaya çıktı?

Ecel Çiçekleri bundan iki yıl önce bir intikam romanı yazma fikriyle ortaya çıktı. Eğer iki kadın kendilerine yapılan haksızlıkların intikamını alacak olsa nasıl bir kurgu yapı oluşturabilirim diye düşündüm. Ben güncelin polisiyesini yazıyorum ve uzun süredir vicdanımızı yaralayan kadın cinayetleri meselesini de bu kurguya dayandırmaya karar verdim. Bu kitap cezasızlık, adalet, intikam meselelerine gerçekler üstünden dokunan bir roman.

İki kadın koca bir şehirde adaleti tesis etmeye çalışıyorlar. Cinayete cinayetle karşılık vermek bir adalet arama metodu olabilir mi? Ya da bir mecburiyet mi?

Öncelikle bu bir kurgu. Elbette cinayete cinayetle karşılık vermek de yeni bir suçun türemesi demek. Ancak gerçeklere baktığımızda ciddi bir adalet sorunu olduğunu görüyoruz. Örneğin sürekli şiddete uğrayan bir kadın kendini savunma kaygısıyla kocasını öldürdüğünde en ağır cezayı alıyor. Öte yandan karısını öldüren bir erkek ise tahrik edildiğini savunup, ’iyi hal indirimi’ alabiliyor ve 3 yıl sonra hapisten çıkabiliyor. Bu eşitsizlik toplumda adalete olan güven konusunda muazzam bir boşluk doğuruyor. Benim korkum bu ortamın bazı kişileri kendi adaletlerini aramaya itmesi.

"Kadın cinayetlerinin en temel sorunu erkeğin kadın üzerinden kurduğu iktidar meselesi. Bu iktidarın ne kadar sert biçimde uygulandığını İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla da gördük."

Kitabınızda kadın cinayetlerini, kadına yapılan haksızlıkları, baskıyı, şiddeti eleştirel bir dille anlatıyorsunuz. Kendinizi feminist olarak görüyor musunuz?

Ben toplumsal cinsiyet eşitliğini savunuyorum. Bir cinsiyetin diğerinden daha az haklara sahip olması, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşımda engellerle karşılaşması, ev, okul ve iş hayatında ayrımcılığa uğraması, aşağılanması, şiddete maruz kalması, öldürülmesi ve nefret nesnesi haline dönüşmesini kabul etmiyorum. Buna karşı gelinmesi için de çaba harcanması taraftarıyım. Bu anlamda evet, ben bir feministim.

Kitabınızda öldürülen Emine Bulut, Özgecan Aslan, ve çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarının hikayelerini örnek vermişsiniz. Kadın cinayetlerinin temelinde ne var sizce?

Kadın cinayetlerinin en temel sorunu erkeğin kadın üzerinden kurduğu iktidar meselesi. Bu iktidarın ne kadar sert biçimde uygulandığını İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla da gördük. Kadınların talep ve haklarına kulak tıkayan erkek yapı şiddeti açıkça körüklüyor ve kadın-erkek eşitliğini reddediyor. O ret devam ettikçe kadın cinayetleri devam edecek.

"Ben gazeteci olmanın getirdiği bazı refleksleri romanlarımda kullanmaktan hoşlanıyorum. Güncel oldukça acı verici ve acil geliyor bana."

Edebiyatımızda bu tür toplumsal konulara yeterince yer verilmediğine katılıyor musunuz?

Psikolojik, cinsel ya da fiziksel her türlü şiddet edebiyatın konusudur. Her yazar bugünü yazmak istemeyebilir. Tamamen yazarın tercihi. Ben gazeteci olmanın getirdiği bazı refleksleri romanlarımda kullanmaktan hoşlanıyorum. Güncel oldukça acı verici ve acil geliyor bana. Ve bugün yaşananların kurguda da yer bulmasını, yok edilen tüm kadınların en azından metinlerde yaşamasını istiyorum.

Kitap okuyuculara nasıl bir karşılık buldu?Anlatmak istediğinizi tam olarak aktardığınızı düşünüyor musunuz?

Ecel Çiçekleri’ne şimdiye kadar okurlar ve eleştirmenler çok olumlu yaklaştı. Neredeyse her gün özel mesajlar alıyorum; ‘ne kadar güçlü bir roman, geceleri rüyama girdi, 2 günde bitirdim, polisiye sevmem ama sayenizde artık okuyacağım’ diyen bir sürü okur bana güç veriyor. Sadece kadınlar değil erkek okurlar da mevcut durumdan ötürü vicdanlarının yaralandığından söz ediyorlar.

Gazete yazılarınızda ve sosyal medya hesaplarınızda da kadın cinayetlerini yazıyorsunuz. Nasıl bir tepkiyle karşılaşıyorsunuz?

İnsanlar çoğunlukla bu durumdan rahatsız. Her yazımdan sonra destek mesajları alıyorum. Ülkedeki yerleşik cezasızlık kültürü hepimizi derinden sarsıyor. Her ülkede kadınlara karşı ayrımcılık ve şiddet var. Ancak bu suça ciddi, büyük cezalar da var. Caydırıcılığın yasalarla sağlanmadığı bir ülkede kadın kıyımını önlemek imkansız.

"Polisiye edebiyat bence geleceğin edebiyatı. Türkiye’de ise bu tür giderek yükseliyor."

Ecel Çiçekleri'nin temposu oldukça yüksek ve kitapseverleri oldukça heyecanlandırdı. Polisiye edebiyat Türkiye'de ne konumda?

Polisiye edebiyat bence geleceğin edebiyatı. Polisiye öğelerden yararlanan, okurda merak uyandıran, öyküsüyle sarsan ve düşündüren her metin kendine iyi bir yer buluyor. Türkiye’de ise bu tür giderek yükseliyor. Çok iyi polisiyeler çıkacağından eminim.

Türkiye'de polisiye edebiyatta kadın yazar olarak önde geliyorsunuz. Bunu daha önce yazdığınız kitaplarda da gösterdiniz. Başarınızı öne çıkartan etkenler nelerdir?

Teşekkür ederim. Yazarlık benim için gerçek bir tutku. Gazetecilik, yazarlık ve anneliği aynı anda yapmaya çalışmak kolay değil. Zaten kadınların mekan ve zaman anlamında yazmaya alan açması da hiçbir zaman kolay olmadı. Ama bir şeyi inatla, başkaları ne der diye düşünmeden, sevdiğiniz için yaptığınızda, okurlar bunu satırlarınızda hissediyor sanırım. Yazarlığın en güzel yanı da bu; okurlarla buluşabilmek.  

Sevdiğiniz ve ilham aldığınız yazarlar kimlerdir (polisiyede, suç edebiyatında)?

Patricia Highsmith, George Simenon, Gillian Flynn, Agatha Christie, Robert Harris, Celil Oker, Ahmet Ümit.

"Duygusal yaklaşım eğer melodrama dönüşmüyorsa zenginlik getirir. Bazı yerlerde duygusallık görüyorsanız eğer, o kadın cinayetlerine duyduğum öfkenin sonucudur."

Elçin Hanım kitabı yazarken özellikle cinayetleri anlatırken kadın kimliğiniz mi daha öndeydi yoksa yazar kimliğiniz mi?

Ben ikisini birbirinden pek ayırmıyorum. Bazı yazarların buna karşı çıktığını biliyorum. Ama ben kadınım ve kadın gibi yazıyorum. Kadınları, onların hayatlarını, ikilemlerini, ruhlarını, suçlarını ve olmak istedikleri şeyleri yazmaktan hoşlanıyorum.

Bazı bölümlerde duygusal davrandığınızı düşünüyor musunuz?

Her roman biraz kafa biraz da yürekten oluşur. Duygusal yaklaşım eğer melodrama dönüşmüyorsa zenginlik getirir. Bazı yerlerde duygusallık görüyorsanız eğer, o kadın cinayetlerine duyduğum öfkenin sonucudur.

Neden polisiye peki?

Polisiye çocukluk hastalığım. Ritmini, matematiğini, olay örgüsünü, kurgusunu, gizem unsurlarını çok sevdiğimden. En iyi edebi şaheserlerin polisiye olduğunu düşünüyorum ben. Hamlet, Suç ve Ceza, Gülün Adı sadece bir kaç örnek…

Son olarak birbirlerini çok seven, birlikte adalet peşinde koşan Burcu ve Ebru kimdir? Gerçek hayatta böyle bir şey mümkün olabilir mi?

Ebru ve Burcu iki kız çocuğu. Ebru ve Burcu tacize, tecavüze, şiddete maruz kalan tüm kadınların vücut bulmuş hali. Ebru ve Burcu erkeklere başkaldıran ve bundan korkmayan iki yoldaş. Gerçek hayatta milyonlarca Ebru ve Burcu var. Ve çoğu bu iki hayali karakterden çok daha şefkatli.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı Elçin Hanım?

Söyleşi için çok teşekkür ederim. Kadınlar için gerçek vahşetlerin kurguyu geçmediği, adil bir hayat diliyorum.

Elçin Poyrazlar kimdir?

3 Şubat 1975 Bursa doğumlu. ODTÜ’de işletme okuduktan sonra Belçika'da, Katholieke Universiteit Leuven'de önce Avrupa Birliği, ardından uluslararası ilişkiler üzerine yüksek lisans yaptı. Brüksel Hür Üniversitesi'nde (ULB) ekonomi-politika doktorasını yaparken gazeteciliğe başladı.

Cumhuriyet, Dünya, Virgül, TimeOut, Huffington Post, Vocativ, BBC gibi yerli ve yabancı medya kuruluşları için çalıştı. Bu süreçte İstanbul, Washington, Brüksel ve Londra’da yaşadı.

İlk polisiye romanı Gazetecinin Ölümü 2014, Kara Muska 2016, Mantolu Kadın Kasım 2018’de yayımlandı.

İngiltere’nin seçkin derneği Polisiye Yazarlar Birliği’ne (CWA) 2016 yılında kabul edildi.

Poyrazlar, halen Cumhuriyet gazetesinde düzenli köşe yazıları yazıyor ve Madrid’de yaşıyor.

Ecel Çiçekleri'ni incelemek ve satın almak için tıklayınız.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *