14 Aralık 2020, 04:00 tarihinde eklendi

Haftanın Kitapları, Yeni Çıkanlar, Vitrindekiler

Haftanın Kitapları, Yeni Çıkanlar, Vitrindekiler

SanatEki yine bu hafta, sizler için yeni çıkan ve ön satışta olan kitaplar arasından derleme yaptı. Keyifli okumalar dileriz.

Düş Mesafesi - Deniz Ceren Türkkan

 Acıyı geçmişin kokusuyla dindirmeye gücü yetmiyor artık insanın. Eşyaların, bahçelerin ve insanların o kendilerine has kokusu her zaman merhem olmuyor   kabuğunu özleyen yaraya. Kalabalık akşam sofralarının, çocuk sesleriyle dolup taşan avluların, uzaktan bakınca kırmızı kiremitleriyle bir yonca tarlasını andıran   gecekondu mahallelerinin anlamları yok olup gidiyor. Şehre secde edenler belki semaya yükseliyor ama bir yerlerde kömür kokusu, çamur lekesi ve türkü sürüp   gidiyor. Ayrılık acısı hafifliyor belki ama ölüm Allah'ın emri olmaya devam ediyor.

 Düş Mesafesi, Deniz Ceren Türkkan’ın okurla ilk selamlaşması. Görünen o ki son da olmayacak bu. Yarattığı atmosferden tercih ettiği kelimelere, ele aldığı öykü   konularından üslubu önceleyen tavrına kadar her şey onun daha uzun süre buralarda olacağını gösteriyor.

 “Onlar için devlet, kemerli, demir halkalarıyla dev kapıların önünde, kapıyı tıklatmadan önce iki kez düşünmekti. Ak kepenekli bir çobanın kaval sesini, yosun tutmuş oylumlu kayalıkların zahter kokularını, yarım kalmış türküleri ve anason kokulu sövgüleri yükleyip sırtlarındaki küfeye, kalın enseli adamların önünde boyun bükmekti. Kalın enseli devlet adamları onlara gülerdi gür bıyıklarının altından, sanki bu gülüş, ölüme giden kestirme bir yol gibiydi.” 

(Tanıtım Bülteninden)

 

Türk Aydınlanması ve Laiklik - Özdemir İnce

 Türk aydınlanmasının öncülerinden Mahmut Esat Bozkurt'a göre: "Dinle devlet birbirinden ayırt edilmedikçe din devlete direktiflerini veriyor ve zalim hükümdarlarla   onların tabilerinin elinde bir tahakküm vasıtası oluyordu. Hükümdarların ve onların hükümetlerinin en fena hareketleri dinle meşru gösteriliyordu."

 Hatta Mahmut Esat Bozkurt'un okuduğu Mecma ül-edeb adlı bir risaleye göre: "Padişah, halife zalim olsa da ona itaat gerekir. Çünkü her millet layık olduğu idareyi   bulur kaidesi şeriatın esasıdır. Bunun aksine hareket edenler kâfir olurlar."

 Özdemir İnce, Türk Aydınlanması ve Laiklik'in ilk bölümünde, Tanzimat'tan Birinci Meşrutiyet'e, İttihat Terakki'den Cumhuriyet'in ilanına ve Cumhuriyet Devrimleri'ne   kadar aydınlanma mücadelesinin siyasi ve ideolojik temellerini inceliyor. İkinci bölümde ise aydınlanmanın temeli olarak laikliğe ve özellikle AKP döneminde Türk   siyasetinin laiklik karşıtı faaliyetlerine ışık tutuyor. (Tanıtım Bülteninden)

 

Trendeki Yabancılar - Patricia Highsmith

 Buluşa bak! Birbirimizin cinayetini işleyeceğiz, anladın mı? Ben senin karını öldüreceğim, sen de benim babamı! Biz trende karşılaştık, tamam mı? Birbirimizi   tanıdığımızı kimse bilmiyor! Cinayet ânında başka yerlerdeyiz! Anladın mı? 

 Kendinizi hiç beklemezken kötülüğün cisim bulmuş haliyle aynı kompartımanda bulabilirsiniz. Guy Haines, laf olsun diye karısı konusunda içini döktüğü Charles   Anthony Bruno’dan sadistçe bir teklif alır: Katil olmak! Ama öldürecekleri kişileri değiştokuş edecekler ve kusursuz cinayeti işlemiş olacaklardır. Tren yolculuğu sona   erer ama iki adamın uğursuz anlaşması tek taraflı da olsa imzalanmıştır; Bruno’nun kendi üzerine düşen cinayeti işlemesiyle, Haines kendini bir kâbusun ortasında   bulacaktır. 1951 tarihli ilk romanında Highsmith, kendini iyi insan olarak tarif edebilecek sıradan kimselerin bile bir dizi olay sonucu en feci suçları işleyebildiği bir dünya   yaratıyor. Ünlü yönetmen Hitchcock’un aynı isimli filme uyarladığı Trendeki Yabancılar, psikolojik gerilimin mihenk taşı. (Tanıtım Bülteninden)

 

Siyasal İslamın Cumhuriyet ile Kavgası 2010 - 2020 - Aydın Cıngı

 Türkiye 21. yüzyılı kötü yaşıyor. Bu yüzyıla girdiğimizden beri, önceki yüzyılın son döneminden kalma serpintiler de dahil olmak üzere, başımıza gelmeyen kalmadı.   Yüzyıl, ekonomik krizle başlamıştı. Ancak bizi bekleyen en büyük felaket AKP’nin, 2002 seçiminde seçmenin üçte birinin oyuyla tek başına iktidar sahibi edilmesi oldu.   Çoğumuz, o zamanlar başımıza geleni kavramamış ve bizi beklemekte olan felaketi aklımıza getirmemiştik.

 Yaşanmakta olan ve henüz bitmemiş bir sürece ilişkin kesin yargılara varmak, bir yandan tanığı olunan o sürecin tarihini yazmak zordur. Ben yine de böyle bir çabaya   giriştim. Ancak kitabın okurda uyandıracağı izlenim ne olursa olsun, gelecek kuşakların, halen içinde bulunduğumuz ama sonuna vardığımız 2010-2020 dönemini,   Cumhuriyet’in en karanlık dönemi olarak tanımlayacağını düşünüyorum. (Tanıtım Bülteninden)

 

 

 

 

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *