17 Ocak 2021, 13:16 tarihinde eklendi

Necati Tonga: Orhan Veli yaşasaydı, böyle bir külliyat görmek isterdi

Necati Tonga: Orhan Veli yaşasaydı, böyle bir külliyat görmek isterdi

Röportaj: Ali Kandaz

2020 yılının sona ermesiyle birlikte Orhan Veli'nin telif hakları sona erdi. Necati Tonga ve Tahsin Yıldırım'ın bir yıl boyunca titiz bir çalışma ve emeğin sonucu ilk kez külliyata dahil edilen şiir ve metinlerden oluşan Orhan Veli külliyatı, Kırmızı Kedi Yayınevi etiketiyle okuyucuların beğenisine sunuldu. Daha önce de pek çok edebiyat araştırması ve çalışması ile önemli şair ve yazarların unutulmuş ya da gün yüzüne çıkmamış şiir ve metinlerini edebiyatseverlerle buluşturan Necati Tonga ile hazırlamış oldukları Orhan Veli külliyatı üzerine söyleştik.

 

Zannediyorum ki 2020 yılında vaktinizi bu çalışmaya adadınız. Nasıl oluştu bu çalışma için kolları sıvama süreci? Teklif yayınevinden mi geldi?

Teklif bir yıl önce Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yapıldı. Tahsin Yıldırım ile beraber bir yıl boyunca bu çalışmaya verdik kendimizi. Bu senenin başında pek çok yayınevinin Orhan Veli eserlerini basacağını tahmin diyorduk zaten. Bu noktada tek şartımız şu oldu; ‘Orhan Veli üzerine bir çalışma yapacaksak, külliyat olarak bunu yapmayı tercih ediyoruz.’ dedik. Sadece şiirlerini basıp kenara çekilmek istemiyorduk. Yayınevi de kabul etti. Ortaya bir bütün halinde Orhan Veli’yi ortaya koyacak bir külliyat çıkardık. Meşakkatli oldu bu süreç. Salgın dönemi olduğu için zaman zaman zorlandık. Ama tek tek tüm şiirleri, yazıları, çeviri oyunları kontrol edildi ve epey ekleme yapmış olduk külliyata. Edisyon kritik, yani eleştirel bir basım olarak güzel bir iş ortaya çıktı.

"Orhan Veli'nin çeviri tiyatroları, ilk defa bir bütün hâlinde bu ciltte derlendi."

Yeri gelmişken sormak isterim, kavrama aşina olmayan okurları da aydınlatma adına; edisyon kritik, eleştirel basım nedir? Normal basımdan ne farkı var?

Eleştirel basım dediğimiz şey, bir metnin geçirdiği değişimleri de gösteren bir baskı demek. Mesela bir şiiri Orhan Veli yayımlamış, sonrasında bazı kelimeler değişmiş. Bu kelimelerdeki değişimleri, hatta imlalardaki değişimleri dahi, dip notlarda açıklayıcı notlar olarak gösterilmesi anlamını ifade eder. Bu eleştirel basımdır. Zaman içinde metindeki değişimleri gösterecek şekilde yayımlamaktır. Bu da meşakkatli bir iştir. Orhan Veli külliyatında, özellikle şiirlerini edisyon kritik yaptık. Diğer metinler de kontrol edildi ama özellikle şiirleri ve çeviri şiirleri edisyon kritik oldu.

Pandemiden ötürü kütüphanelerin kapalı olması bu çalışmayı biraz daha zorlaştırdı mı?

Kütüphanelere çok aşina olduğumuz için elimizde bazı gerekli materyaller zaten vardı. Bazı malzemeler için, özellikle dergiler ve gazeteler için kütüphanelere gittik. Geçmiş birikimimizden kaynaklı arşivler, dergi ve gazetelerin fotoğrafları elimizde mevcuttu.

Tahsin Yıldırım ile bu çalışma için nasıl bir görev paylaşımı yaptınız?

Tahsin Yıldırım İstanbul’da edebiyat öğretmeni. Şiirleri, hikâyeleri, mektup, anketler ve mülakatlar cildini ben hazırladım. Çeviri tiyatro oyunlarını ikiye böldük, yazıları ve çeviri şiirleri Tahsin Yıldırım hazırladı. Sonrasında, onun hazırladıklarını ben okudum. Benim hazırladıklarımı da o okudu. Doktora mezunu İsmail Alper Kumsar arkadaşımız da son okuma yaptı.

Okuyucuların ilk kez bu külliyatta karşılaşacağı şiirler, hikâyeler, metinler var. Sizler külliyattaki eksik şiirlerin, metinlerin hangileri olduğunun farkında mıydınız? Yayına hazırlarken mi keşfettiniz?

İbrahim Oluklu tarafından bulunan bir şiiri, Hürriyet Gösteri dergisinde 2003 yılında yayımlanmıştı. Fakat telif hakları elinde olan yayınevinin baskılarına ne yazık ki konulmuyordu bu şiir. Bu şiirin farkındaydık. Bir de Şaban Özdemir, Orhan Veli’nin Bir günüm daha adlı şiirini yayınlamıştı. Bunların dışında, Yaz senfonisi’ni ben bulmuştum ve yayımlamıştım Türk Edebiyatı dergisinde. Kütüphanede yine bu yönde araştırma yaparken, Orhan Veli ve arkadaşların ilk yazdığı yayın organlarından biri olan Sesimiz dergisini tarıyordum ve orada Annem’in ölümü şiirini gördüm. Bu şiir de daha önce hiç yayımlanmamıştı ve bilinmeyen bir şiiriydi. Mektupları incelerken mektupların içerisinde gömülü kalmış şiirler vardı. Sabahattin Eyüboğlu’na yazdığı mektuplarda yer alan, asker arkadaşına yazdığı -Haluk Oral’ın kitabından aldığımız- mektuplarda bitmemiş, yarım kalmış mısralar vardı, bunları dahil ettik. Bu noktada gayemiz şuydu; bir şairi bir bütün halinde, yani eksiksiz olarak sunabilmek. O yüzden bu metinleri dahil ettik. Mesela hikâyeler cildi bu bakımdan çok verimli oldu. Dört tane, Orhan Veli’nin  ilk dönemlerinde, yani lise zamanlarında yazdığı metinler ilk defa yayımlanıyor bir kitap halinde. Bunlar daha önce kitap bütünlüğünde yayımlanmamıştı. Bu metinler, Orhan Veli’nin yazarlık çizgisinin nasıl gelişim gösterdiğini görebilmemiz anlamında çok önemli. Çeviri tiyatro oyunları da daha önce kitap halinde yayımlanmamıştı. Öte yandan belirtmek isterim, telif hakları nedeniyle külliyata ekleyemediğimiz bazı tiyatro oyunu çevirileri oldu. Sartre’ın Saygılı Yosma, Turgenyev’in El Kapısında eserlerinin devam eden telif hakları vardı. Öte yandan Orhan Veli’nin, Nişantaşı Kız Meslek Lisesi’nde İngilizce öğretmeni olan Şehbal Erdeniz ile çevirdiği Hamlet’in Venedikli Tüccar adlı oyununu da Şehbal Erdeniz’in vârislerine ulaşamadığımız için külliyata alınamadı. Son olarak bir tercüme romanını bulduk, gazetede yaklaşık kırk tefrika sürmüş bir metindi bu. Fakat bu metnin de telifi, Fransa’da bir yayıncının elinde idi. Dolayısıyla bu metni de yayımlayamadık.

Şairin kitaplarına girmemiş yedi şiiri bu kitaba dâhil edildi.

Telif hakkı kalkan eserlerin bir çok yayınevi tarafından basılacak olmasının okurda olumsuz bir karşılığı olabiliyor. Eserin de yazarın da itibarını zedeleyecek basımlara ilişkin görüşlere hakim bir “edebiyatsever tedirginliği” oluyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

İnanın bu işe başlarken biz de tabiri caizse, marketlere düşmeden, en sağlam, en bilimsel, en kaliteli baskıyı yapmaya çalıştık. Pek çok yayınevi basacaktır, basıyor da. Bizim koyduğumuz metinler diğer basımlarda olmayacaktır. Tarayıp tarayıp yeniden basmak, görece daha kolay. Türkiye’de bu konuda pek çok yazar ve şairin talihsiz olduğunu düşünüyorum. Nazım Hikmet’in de o kadar malzemesi dışarıda kalmış ki... Nazım’ın bile külliyatını tamamen yayınlayamamışız. Gazete ve dergiler de yıllar içinde iyi taranmamış. Belki söyleyenler olacaktır; Orhan Veli sömürülüyor diye ama buna ben böyle bakmıyorum. Ona vefa duygusuyla hareket ettik, yani Orhan Veli yaşasaydı nasıl yayımlanmasını isterdi diye düşünerek hareket ettik. Ölçüyü bu şekilde koyduk Tahsin Yıldırım ile. Nitekim 1700 sayfalık bir külliyattan söz ediyoruz. 200 sayfalık şiirleri yayımlayıp kenara çekilmedik. Hakkını verdiğimize inanıyorum.

Orhan Veli’yi bu vesile ile ilk kez okuyacak okurlara da bir mesaj verelim. Okur bu noktada ölçütü, kıstası nasıl koymalıdır yayınevi tercih ederken?

Okuyucu kitabı eline aldığında farkı anlayacaktır. Künyelerden dipnotlara, karşılaştırmalardan dizinlere külliyatı okur eline aldığında, kokladığında bu farkı hissedecektir. Eser kendisini anlatacaktır. Bu çalışmayı hazırlarken Orhan Veli’ye gönül verenlerin, Haluk Oral’ın, Şaban Özdemir’in, kütüphane müdürlerinin çok desteğini gördük. Eksik kalmasın diye çok uğraştık. En derli toplu malzemeyi ortaya koyduğumuza inanıyorum.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *