03 Ağustos 2020, 11:35 tarihinde eklendi

Yaratıcılık ve Sanat Eğitimi - Ümit Parsıl

Yaratıcılık ve Sanat Eğitimi - Ümit Parsıl

Çocuğun zihinsel ve bedensel gelişimine koşut olarak sanat faaliyetlerinde de gelişim söz konusudur. Bilmek gerekir ki her çocuk yaratıcıdır. Aslolan bireysel ayrıcalıkların ayrıntısında olmaktır.

Çocuğun sanatsal anlamda gelişimine bakacak olursak; 2 yaşlarında karalama bağlamında başlayan çizimler 4 yaşına kadar devam eder. Gelişigüzellik yerini zamanla organize edilmiş kontrollü biçimlere bırakır. Kontrollü karalamalarda çocuk yeni hareketlerinden, yeni uyarımları keşfetmeye, keşfettikçe de haz duymaya başlar. Çocuk resminin özellikleri, yaşın özelliklerini taşır. Düzleme; her şey düzlenir. Örneğin; masanın 4 ayağı düz bir şekilde gösterilir. Tamamlama; doğanın merkezden bakılıyormuş gibi gösterilmesidir. Tamamlama isteği çocuğun yaratıcılığını da beraberinde getirir. Bildiğini tamamlar. Örneğin; şeffaf ev, profil yüzde gözler önden gösterilmesi gibi... Sorun çocuğun yaşı gereği bu tarz resim yapmasında değil, ailenin ve eğitimcinin bu özelliği bilmemesinden kaynaklanan düzeltmelerdedir. Aynı şekilde resim dersi kendi içinde konuları olan özerk bir alan olması gerekirken, diğer derslerin konularını resimleme gibi yanlış bir işlevsellikle donatıldığından, yaratıcılığın daha eğitimin ilk dönemlerinde törpülenmesidir.

Karalama devresinden isteme devresine geçen çocuğun yaptığı ile söylediği farklıdır. Yapılan çizimlere sevdiklerinin adları verilir. Artık düz çizgilerin yerini yuvarlakça kafalar almaya başlar ama kollar ve bacaklar da kafadan çıkar. Soyutsu bu çalışmalar müdahale etmeden desteklenebilir.

Tanıma dönemi; bu devrede çocuk yapmak istediği şeyin parçalarının bazılarını bilir ve parçaların yönlerini tayin edebilir. Örneğin; baş yukarıda, ayaklar aşağıda gibi. Bu dönemde gövde tanınır ve resme eklenir. Tanıma devresi, 3-4 yaş arasıdır.              

Yüzey dönemi; düşüncelerini basit ve şematik olarak anlatır. Çocuk, 5-6 yaşlarında duygu ve düşüncelerini ortaya koyacak girişimlerde bulunur. Çevresindeki objeleri parlak renklerle betimler. Ayrıntıya girer.

Okul Öncesi Çocuğunu Yaratıcılığa Yöneltici Etkinlikler  

  • Hayali Oyun
  • Hayali Resim
  • Hayali Öykü
  • Elişi Etkinlikleri-Artık Malzemeleri Değerlendirme
  • Yoğurma Maddeleri
  • Yaratıcı Drama

Çocukların Yaratıcılıklarını Ortaya Çıkarabilmemiz İçin

  • Çocuğunuzun oynamasına fırsat verin
  • Onu engellemeyin, bol bol izleyin
  • Çocuğunuzla onun hayal dünyasını harekete geçirecek karmaşık değil, basit oyunlar oynayın
  • Yaşamı öğrenmesine yardımcı olun
  • Doğa ile iletişim kurmasına izin verin
  • Heyecanlarını açıklamaya fırsat veren sanatsal etkinliklerde bulunması için ortamlar yaratın
  • Çocuğunuzun düşüncelerini, keşiflerini paylaşın
  • Masallar anlatın
  • Televizyon, video, film izleme zamanlarını sınırlayın.

Erken yaşlardan başlayarak sanat eğitimi alan birey, yeteneklerini ve yaratıcılık gücünü geliştirip estetik bir düzeye ulaşabileceği gibi, iyiyi, doğruyu, güzeli seçme becerisi de kazanacaktır. Küçük yaştaki çocukların yaratıcılıklarını geliştirmeye en uygun alan sanatsal alanlardır. Sanat eğitimi çocuğun çevresini daha iyi algılayıp değerlendirmesini sağlar. Yalnızca bakmayı değil görmeyi, duymayı, işitmeyi öğreterek yaratıcılık için ilk aşamayı sağlar. (Ersoy s.274)

Çocukluk yılları doğal olarak araştırmaya ve keşfetmeye eğilim gösterilen yıllardır. Çocuk çevresini anlamaya, tanımaya çalışırken etkin bir biçimde duyu organlarını kullanır. Ancak günümüz çocukları duyularına düşman bir çevrede yaşıyorlar. Yetişkinlerin betonlaşmış dünyasında bedensel ve ruhsal yaşam giderek kayboluyor. Çocukların duyusal algılamalarının yalnızca görme ve işitmede sınırlandığı bir tehlike ortaya çıkıyor. (Serpemen, 1998)

Kendisine sanatsal ilgileri erkenden açılmış, evinde, yuvada, anaokulunda sanat eğitimi almaya başlamış çocuk, ilkokulda sınıflar ilerledikçe, çevresindeki sanatsal olguları, tüm biçimlendirmeleri, yavaş yavaş değerlendirebilir, eleştirel tavrını alır, güzeli anlamaya ve onu aramaya başlar.

Çocuk 5-6 yaşlarına kadar yaratıcılık açısından hiç de fena değildir. Çocuğun yaşı ilerledikçe şiir ezberleyecek, şiirin kafiyesini değiştirecek, şakalar, espriler yapacaktır. Ancak 7-8 yaşlarına geldiğinde artık mantıklı ve nesnel düşünecektir.(Sanyel, 1997) Bell’e göre , 5-7 yaşlarında çocuğu yaratıcılığında %90 azalma görülmektedir.

Çocuklar okullarda resim eğitimi verilirken mantıksal düşünmeye ve sol beyin alışkanlıklarına yönlendirilmektedirler. Halbuki çocuk sağ beynini kullanarak yaratıcı düşünmeye yönlendirilmelidir. Çocukta mevcut sınırların ötesine geçme arzusu uyandırılmalı, ruhun derinliklerinden ve kalpten gelen duygulara göre resim yapması sağlanmalıdır .

Resim ve elişleri gibi uğraşlar çocuğun hayal gücünde çok etkilidir. Bunun gibi serbest konular zevke ve icat etmeye bırakılmış basit eşyalar çocukların yeni oyuncaklar yapmalarını kolaylaştıracağından hayal gücünün işlemesini sağlar.(Gövsa,1998)

Çocuklar resim yaparken nesneleri olduğu gibi görmek isterler ve bu teşebbüsleri onların cesaretini kırabilir. Öğretmenlerin onlara sanat stillerinden bahsederek sanatın duygu ve düşünce ürünü olduğunu öğretmeleri gerekir. Öğretmen öğrencilerin resimlerini diğer resimlerle asla kıyaslamamalıdır.

Singer ve Singer’in Meringof’tan aktarımlarına göre; çocuklara radyo, televizyon programları ve resimli kitaplar vererek gerçekleştirdikleri bir araştırmada, çocukların radyo dinledikten sonra daha yaratıcı resimler çizdikleri, televizyon izledikten sonra çizdiklerinin görsel açıdan daha iyi ve farklı olduklarını belirtmişlerdir.(Singer and Singer,1998)

Yaratıcılık insanların sürekli yararlandığı bir şeydir, günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçasıdır. Bir ev hanımının  elindeki kısıtlı malzeme ile son derece farklı ve lezzetli bir yemek yapma becerisinin  de arkasında yaratıcılık yetisi yatmaktadır. Hayatın karmaşık sorunlarıyla başa çıkmak, toplumun yeni buluş ve icatlarla ilerlemesini sağlamak için yaratıcı bireylere ihtiyaç vardır. Özel işletmeler artık personelinin yabancı dil bilmesinin yanı sıra  yaratıcı kişiliğe sahip olma niteliğini de aramaktadırlar. Yaratıcı bireylerin yetiştirilmesinde en büyük yükü, belki de sanat eğitimi dersleri yüklenecektir.

Resim eğitimi bir çok insanın yorumladığı gibi bireylerin güzel resim yapması yoluyla onu ressam yapmayı amaçlamaz. Bu eğitim çocukların yaratıcılık gücünü geliştirmeyi, karşılaştıkları sorunları yepyeni bir biçimde çözümlemeyi öğrenmelerini amaçlar. Sanat eğitimi ile bireylerin tasarlayabilme yeteneğinin geliştirilmesi, yaratıcı, kendine güveni olan, estetik beğeni düzeyi yüksek geçler yetiştirmek eğitimin amacı olmalı, bu amaca ulaşıldığı zaman aynı niteliklere sahip uygar bir toplumda yaratılmış olacaktır.

Eğitim sistemimizde, programlarda yaratıcılığın geliştirilmesine yönelik ifadeleryer almasına karşılık, öğretmen merkezli, bir sistemin var olması yaratıcılığın gelişmesine bir engeldir. Aileler, öğretmenler ve toplumu oluşturan tüm bireyler yaratıcılık ve sanat eğitimi konusunda bilgilendirilmelidir. Toplumda hiçbir birey, çocuğun sanatsal ve yaratıcı uğraşlarını boş zaman uğraşısı olarak görmemelidir. Eğitimin her kademesinde sanat eğitimine önem verilmelidir.

Sanat eğitiminin programları çocukların ilgi ve yeteneklerine uygun hazırlanmalıdır. Çocuğun yapısı, değerleri ve özelliklerine uygun bir eğitim, onun doğuştan getirdiği yetenekleri körletmekten ya da tamamen yok etmekten kurtaracaktır. Programlar bireyin yaratıcılığını ortaya çıkaracak ve geliştirecek tarzda olmalıdır. Müfredat ve içerik de bu yönde doldurulmalıdır.

Öğrencilerin kendilerini rahatça ifade edebildikleri bir resim dersi ortamı oluşturulmalıdır. Gördüğünü aynen resmeden değil, düşündüğünü resmeden bir resim eğitimi anlayışı yerleştirilmelidir. Derslerde hayal gücünün kullanımına yönelik konular işlenmeli, öğrenciler hayal etmeye ve düşünmeye yönlendirilmelidir.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *